2 Ocak 2011 Pazar

' Radiohead- I will '


Aslında ilkbaharda dinleyeceksin çimenlere uzanacaksın. Gökyüzüne gözlerini dikeceksin sanki birinin '' mavi '' gözlerine bakar gibi.
Thom eşlik edecek sana şarkısıyla;
Minik bebeğimin gözleri, gözleri, gözleri, gözleri...
Küçük bebeğimin gözleri, gözleri, gözleri, gözleri...
Tatlı bebeğimin gözleri, gözleri, gözleri...
Sonra gözlerini kapatıp şarkının ruhuna dokunduğunu hissedeceksin...

Bir kuş gibi  bedeninin özgür olduğunu...

31 Aralık 2010 Cuma

' İtiraf '


Ruhum bedenimi terk ediyor....  Kuş sesleri geliyor uzakta bir yerlerden... Düşündüklerimi, kalbimden dışarıya kanatlandırıyorum. Onları kuşlar gibi özgür bırakıyorum...
Seni seviyorum...

23 Aralık 2010 Perşembe

' Kimse Bilmez '


Gece yarısını çoktan geçer uyumazsın karanlığa saklanırsın sen.


Yalnızlığı hep seversin.
Çünkü kalabalık insanı üzer, parçalar, dağıtır. Sonra da bırakır seni yolun ortasında. Acı çektirir hıçkıra hıçkıra ağlatır, duygularınla oynar...
Yüreğin kanar acını içinde yaşarsın. Kimse görmesin bu benim acım dersin.
Sen hep güçlüsündür.
Aynı zamanda mantıklısındır. Ne zaman duygularını terk edip mantığına sığınsan. 

Hep zirvelere çıkarsın.
Duygularınla da yerin dibine...


19 Aralık 2010 Pazar

' Saatin sesleri '


Kimse yok artık.  Zor olanı başardım sanırım. İnsanlardan uzaklaştım. Kabuğuma çekildim ve sadece seyrediyorum. Derin sessizlik... Denizin dalgası....
Sesleri, içimdeki küçük küçük çığlıklar gibi... Zaman hızla ilerliyorlar ve bir o kadarda yavaş sanki... Saatin tik tak vuruşları; geçecek, geçecek kanayan yaran geçecek, geçecek ve zamanla izi bile kalmayacak, kalmayacak ...

16 Aralık 2010 Perşembe

' Anlamsızlaşıyor her şey '


Bazen yapman gereken hiç bir şey kalmıyor. Her şey saçma geliyor. Onun seni sevdiğini söylemesine rağmen, senin de onu sevmene rağmen birlikte olamamanız... 
Belki zamana bırakılmalı her şeyi. Bunu kaç kere yaptım bilmiyorum. Ama yine de üzülüyorum, acımı dindiremeyecek biliyorum iyi düşünsem de. 

Çünkü eskiden bana kullandığı kelimeleri şimdi başkasına söylemesi, ona sarılması, onun yanında olması... Bütün bunlara rağmen yine onu sevmem... 

27 Kasım 2010 Cumartesi

' Bu ben değilim '


O kadar karmaşık bir hayatım var ki, nereden başlasam bilmiyorum... Çok sıkılıyorum bazen. Hep aynı şeyler... Arkadaşlarım istedikleri bölümü okuyup ya da hayalleri için tekrar sınava hazırlanırken ben istemediğim mesleği okuyorum. Bir çok pişmanlıklarım var. O kadar da  masumum ki bu hayat için. Bütün pasta dileklerim, yılbaşı dileklerim hepsi, mutluluk. Gerçekten mutlu insanları görünce kıskanıyorum. Benim mutluluğum bir kelebeğin hayatı kadar. Zaten kalbim aşk acısıyla ağlıyor. Şunu biliyorum ki bu hayatta en kötü şey bağlanmak bir şeye. Bir insana bağlandın mı o zaman ayvayı yiyorsun, aynı benim gibi.
Kim çıksa karşına onda olanları arıyorsun, yolda yürümesinden,  saç teline kadar. Hep oltaya yakalanmış balık gibi çırpınışlar. Bu ben değilim.

Ama hayat bir başkası olmak için o kadar kısa ki... 


' Sevmekten Vazgeçme '


Bir insan neden sevdiğiyle konuşurken korkar? Onla konuşurken korkuyorum. Her an bana kızacak, beni yanlış anlayacak diye.

'Hem çok kırıcı hem de çok kırılgan.'
Onu anlamak istiyorum ama olmuyor çok zor... İçimden bir ses artık onun umurunda bile değilsin, boşuna diyor. Hislerim hep doğru söyler ama lütfen bu sefer yanılsın istiyorum. 
Lütfen, lütfen beni sevmekten vazgeçme köftim... :(