6 Ocak 2013 Pazar

' Sevilmek istemek '


Küçükken annemi özlerdim. Sonra halam yerde otururken giderdim kucağına kafamı koyardım. Saçlarımı okşardı, okşardı... Sesizce ağlardım. Anlardı ama hiç bir şey demezdi . :) Sonra uyuya kalırdım. Uyanınca da geçerdi her şey. Şimdi keşke yine olsan halacım.Ama bu sefer sana anlatsam.Çünkü göz yaşlarım yetmeyecek anlatmaya... Seni çok özledim... Hayatım  hep yanlış kalplerin darbelerini almakla geçiyor. Başarılı olsam da okul ve iş hayatında hiç bir zaman istediğim bir şeyin başarısına ulaşamadım... İnsanların bana kötülük yapmaları için sadece saf ve iyi niyetim yetiyor.

' Kış '


Üşüyorum... Yine kalbimde sevgisizliğin soğukluğu...Mevsimlerden gönülde de kış...
Elden gelecek hiç bir şeyim yok, kabullenip yoluma devam etmekten başka...

5 Ocak 2013 Cumartesi

' Sevmek '


 Küçücük kalbiyle çok büyük sevebilmek...Cesurca, savaşa meydan okur gibi...Özgürlüğü yaşar gibi ... Sevdiğinin bir göz yaşı için kendini feda edebilmektir... Hatalar da yapsa, hatalarıyla sevebilmektir... Vazgeçmemektir...

La Rochefoucaul'un dediği gibi '' insan sevdiği kadar affeder...''

Ona gözüyle değil, yüreğiyle bakabilmektir. Çünkü '' güzelliği on para etmez sende ki bu sevda olmazsa..'' Küçük bir çocuğu sever gibi sevebilmektir.

Bebeğin gibi korumaktır onu, kıyamamaktır... Zor zamanlarda seni istemese de  yanında olabilmektir.

Çünkü bilirsin ki en çok sana ihtiyacı vardır o zaman... Sana git dese bile,  '' hayır kalacağım.
 Çünkü birbirimize ihtiyacımız var..'' diyebilmektir...
Bazen sımsıkı sarılmaktır. Öyle sıcak içten sarılırsın ki acılarının yükünü alırsın. Sevmek yeri geldiğinde bir dilim ekmeği bile paylaşıp yetinmektir.Çünkü onun varlığı kalbinde öyle doludur ki , sana her şey onunla tam ve eksiksiz gelir.

Dünyada kim ne derse desin yalan o ne derse doğru olur senin için. Çünkü aşkın güneşidir, güven duygusu ve ona tüm benliğinle güvenebilmektir...

Onun için yıldızları yer yüzüne indirmektir bazen.. :) Her çılgınlığı yapacak kadar deli olmaktır.
Anı yaşamaktır!

 Bütün güzel şiirler, şarkılar hep ona yazılmış gibi dinleyip okumaktır. Adını duyduğunda veya fotoğrafına baktığında bile hissedebilmektir onu... Dudakların onun dudaklarına değdiğinde ayak parmak uçlarına kadar tüm hücrenle hissedip, her şeyi dudurmaktır. Dünyanı, insanları, her şeyi... Ve kalbin onunla tamken bütün erkeklere, hüzünlere kör olmaktır. Sevmek, sevginin gücüyle mutlu olmaktır... Sevmek onun yanında kendin olabilmektir.

Cemal Süreya 'nın dediği gibi, sevmek ne uzun kelime ...


28 Aralık 2012 Cuma

' Sevgilim '


Bu sensizliğinin içinde yazdığım ilk yazım...Yüzünü görmeyeli kaç gün, kaç saat, kaç dakika ve kaç saniyeler geçti sayamadım.Hep, her an döneceksin gibi geldi.Saatte dakikalar birbirini kovalarken sensiz zaman geçmedi ama ne tuhaftır ki seninleyken de yetmiyordu zaman su gibi akıp geçerken...Şuan ne yapıyorsun bilmiyorum.Seninle her konuşmaya çalıştığımda, çabaladığımda beni hayal kırıklığına uğratıp üzüyorsun. Seni sevmezsem bir tanem bu kadar uğraşırmıydım. İnanırmıydım hala sevgimize... Keşke şuan burada olsaydın.Kelimelerimi dudaklarımla dudaklarına dokunsaydı.Gözlerimle anlatsaydım... Sarılarak sana kalbimin senin için attığını hissettirebilseydim. İnan çok zor geçiyor.Her gün seni görmeme rağmen özlerken, haftalarca sensiz nasıl kaldığıma inan bilmiyorum. Her gün sana gelmek için gücümü topluyorum.Ama senden her gelen bir mesaj beni geri çeviriyor.Bazen tek başıma o Beşiktaş yolunda yürüyorum.Yağmur yağıyor sonra küçük yüreğimde...Ne yapmalıyım inan artık bilmiyorum...

8 Aralık 2012 Cumartesi

' Hırs '


Haftalardır yazamıyorum… Bu benim için çok kötü bir durum. Çünkü tek sırdaşım yazdığım yazılarım. Tek anlatabildiğim bir tane bomboş bir sayfa. İçimi dökmezsem yazılarıma, nefes alamıyorum. Her gün beni boğuyor içimdeki dertlerim, sıkıntılarımla. Şimdi nereden başlasam bilemiyorum, anlatmaya. Çok dardayım artık. Acılar gittikçe büyüyor içimde. Büyütmek istemiyorum bu yüzden burada bunları yazıyorum. Yazacağım içimdekileri ve hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğim hayata. Yine dimdik güçlü bir kız olacağım…

Bugün tam 1 buçuk ay oldu işe başlayalı. İş değil de buna da okul demeli aslında. Hayat okulu başladı benim için.

Üniversitedeyken insanları tanıdıkça hayret etmiştim. İnsanlar böyle nasıl ikiyüzlü olabiliyor? Dostum bildiğim insan neden bana kötülük yapıyor?  Güvendiğim neden arkasına bile bakmadan gidiveriyor? İşte bütün sorularımın cevabı hayat…

Eskiden olsa ağlar zırlardım dertlerime. Hani küçük bir çocuk düşer de ağlar ya. Ben işte o çocuklardan olamadım. Her zaman düştüğüm gibi kalkmasını da bildim. Canım acısa da yaşta aksa gözlerimden kendi kendine. Yine bilemedim pes etmeyi. Hep başardım. Başarısız olduğum zamanlarda oldu bazen. İşte o zamanlar da ise ders aldım yaptığım hatalardan. Ama hiçbir zaman bunun böyle gideceğine inanmadım. Dertlerimle tek başına üstünden gelip ayakta kaldım.
Şimdi yükseliyorum. Bir ağaca tutundum zirvedeki elmayı alabilmek için tırmanıyorum. Ben tırmanırken bana destek olanda oluyor, taş atıp beni yıldırmaya çalışanlarda…

Ama bilmiyorlar ki ben pes etmeyi bilmiyorum. Yine bilmiyorlar ki yoluma atılan hiçbir taş beni yıldıramayacak ve her büyük taş hedefime varmam için beni daha hırslandırıp güçlü kılacak…

30 Ekim 2012 Salı

' Hayat Kadar Büyük '


Hayat o kadar büyüktür ki hep küçük kalırız büyüyemeyiz hayat kadar...
Bir yol gibidir  aslında. Kimilerine kısa bir yoldur, kimilerine ise uzun bir yol... Yolculuk ederken yanımızda ya birileri olur, ya da tek başına gitmek zorundayızdır. Her seçimimiz iki yol arasında, yaşayacaklarımızı değiştirir.

Sağı seçersin mutluluk, solu seçersin belki de mutsuzluktur...

25 Ekim 2012 Perşembe

' Kalbimden kalemime '


Kalemimi aldım anlatmak isterim yine. Aşkı, aşkımı anlatmak istiyorum.Sevgimi anlatmak istiyorum.İçimde tutmak istemiyorum.Kalbimi, kalemime özgürce bırakmak istiyorum...
Bir kuş gibi özgürce...
 Konu aşk olunca insan nereden anlatmak istediğini bilemez.Yazar yazar siler ya da susar susar düşünür.

En iyisi tam orta yerinde başlamaktır. Tam kalbimden kalemime aksın aşk...