5 Kasım 2013 Salı

' Tanrı' nın Hediyesi '


Klasik bir cümleyle başlayacağım, yazmaya. Hani derler ya '' Gerçek dostunu kötü günün de öğrenirsin... '' . Aynen öyleymiş. Bazen insan diyor ki kendine, neden böyle kötü gidiyor her şey? İşte bu soruda ki cevabı anladım.
Cevap şuydu; Her şey kötü gidiyor olabilir ama geç olmadan tanıman için gerçek dostunu. Ya da dostun olmadığını. Kimin için değerli, değersiz olduğunu. Bu kötü değil sadece Tanrı' nın sana hediyesi zor günlerin, güçlü ve farkında olman için...

22 Ekim 2013 Salı

' Bilinmeyen Mutluluk '


Mutluluk neydi? Umut muydu, yoksa sahip olamadığımız şeyi mutluluk sanmak mıydı?
Bugün anladım... 

Denize bakıyordu evi ve iki koltuk vardı. Karşılıklı oturduk. O anlattı ve ben dinledim. Gökyüzünün sonsuzluğu kadar yalnızdı... Çaresi olmayan bir yalnızlıktı. Varı yoğu vardı ama canından biri yoktu. Küçük bir kıza derdini anlatacak kadar dolmuştu... Bazen kaybettiklerini yanında gibi hissedip baktığında kimseyi bulamıyordu.
O anlatırken, dudaklarında göz yaşı, ve derin özlem dökülüyordu. Kelimelerin sıralanışı denizin manzarası beni düşündürüyordu... 
Benim hayalini kurduğum mutluluğum, denizi gören bir evim olmasıydı. Kimse olmasa da kahvemi yudumlarken uzakları seyretmekti. Oysa o bütün bunlara  sahipken mutsuzlukla boğuşuyordu yalnızlığı... Gerçekten istediğim bu muydu benim? Mutluluk bu değildi. Mutluluk çok sevdiğim insanların hayatta, yanımda oluşuydu.
Bazende birine yardım etmek, küçük bir çocuğu sevindirmekti.


9 Ekim 2013 Çarşamba

' Sıcacık '



Giderken uzaklara yanımıza en sevdiğimiz şeyleri almışız. 
Birbirimizin yanında oluşu gibi... 
Bizi en çok ısıtacak şeyler, hırkalarımız, eldivenlerimiz, şapkalarımız ve sevgimiz... 
Ve uzaklara sürerken arabamızı sıcacık bir şarkı açmışız...Soğuklar, uzaklar bizi yüreğimizin özgür olduğu yere götürmüş...
 Sadece doğa ve biziz burada. Herkesten her şeyden bir o kadar uzakken birbirimize bir o kadar çok yakınız..
Bütün kalabalık seslerden uzakta... Yeniden doğmuşuz bu sonsuz güzelliğin içinde. 
Küçücük bir ev, sıcacık bir çorba olmuş bize yeten... 



2 Ekim 2013 Çarşamba

' Bir an '


Planlar ne kadar yaparsan yap, ne kadar umutlu olursan ol geleceğe, hiç bir şey her şeyin iyi mükemmel olacağına garanti olmuyormuş... Her anın  geleceğinin değilde o dakikanın garantisiymiş.
Hayat buymuş beklemediğini yaşamakmış. Plansızca, garantisi olmadan anı sana yaşatırmış...
İncinsen de, düşsen de, bazen de yok olsan da kendini yeniden hayata doğurmakmış yaşamak...
Her şey bir an-mış...

21 Eylül 2013 Cumartesi

' Kıvırcık '

Biliyorsun değil mi?
Böyle sessiz gecelerde, özlemi anlatan her şarkılarda seni özleyeceğimi...
Sana ne zaman kızmak istesem iyi günlerimiz geliyor aklıma... Senin hiç değişmediğin benim ise sevginden habersiz olduğum zamanlar... Her şey benim görmeyeceğim kadar berrak ve saf olduğu zamanlar..
Zaten ben sana hiç kızamazdım ki kıvırcık... Sadece kırılırdım. O da bir kaç dakika sonra geçerdi. Küçük bir çizik gibi. Ama bu son gidişin çok büyük yaraydı, geçmiyor...
Kış geliyor bir yandan  üşüyeceğim sensiz bir yandan da kalbimdeki boşluğunla hüzünleneceğim...

26 Ağustos 2013 Pazartesi

' Yanağından Kalbine Süzülürken '


Su gibi geçiyor her şey. Önemini yitirmeye başlıyor çoğu şey, sonra alışmaya başlıyorsun. Herşeye.. İnsanlara mutsuzluğa...

Koşuyor koşuyor koşuyor saatler koşuyor sayılar koşuyor hayatın durduramıyorsun.

Bir film hızlandırılmış gibi bir anda geçiyor gözlerinin önünden her şey. Sonra yavaşlıyor sadece sevdiğin en güzel şey geliyor gözlerine...

O geliyor...
Dokunuyor saçlarına gözlerine bakıyor öpüyor yanağından en masum en saf haliyle sevginin...
Gülümsüyorsun en acı keşkelerinle. Yavaş yavaş kapanıyor gözlerinin perdesi.
Oyun bitiyor. Son bir damla yanağından kalbine süzülürken...

18 Ağustos 2013 Pazar

' İnsan '


İnsanlar sevilmek istiyorlar. Fakat sevdiği insanlar tarafından sevilmek istiyorlar. Sevmediğiniz bir insan sizi sevse, sizin için her şey yapsa ne fayda gönül onu istemedikten sonra...