31 Ocak 2010 Pazar

' Aşk kırıntıları '


Bugün açtım içimi ona. Böyle şeyler planlanılır ya hani açılmadan konuşacaklarınızı planlarsınız, süslenirsiniz ve benzeri şeyler işte. Hiç öyle yapmadım. Birden aklıma geldi ona mesaj yazdım, bekledim geldi cevap ve beklediğim cevaptı. Düşünmedim nasıl diyeceğimi. Ateşim vardı, kalbimin atışını, göğsüme değişini hissediyordum, ağzım hep kuruyordu, ellerimse adeta buz gibiydi. Sahile gittik baya kalabalıktı en sonunda bir yere oturduk. Ve beklenen şeyleri söyledim ama onun cevabı olumsuzdu O an onun karşısında güçlü ve olgun olmalıydım çünkü çocuk değildim. Kendimi acındırmamalıydım. Sonra sohbet ettik sanki biraz önce reddedilen ben değilmişim gibi sohbet ettim. Doğrusu buydu. Onunla konuşurken bir şey fark ettim. Ona deli gibi aşık olduğumu, onun benim için çok değerli olduğunu… Ve daha da zor günlerin benim için yeni başladığını da anladım.  Başkası olsa beni unutursun ya hatta uzak dururum senden çabuk unutursun, boş ver beni ya ..bla blaa bla şeyler söylerdi .Ama o farklıydı .İçimden benim sevdiğim çocuk bu dedim, reddettiğinde kaldırmadı beni oturduğum yerden. Benle sohbet etti moralimi yerine getirdi onla konuştuğumda rahatlamıştım. Ona çocuk diyorlarmış ya diyenler halt etmiş bence onlar öyleler, hiç alakası yoktu çok olgun, sakin ve güldüğünde ise dünyalar tatlısı birisiydi. Gözlerinin içine bakmaya çalıştım hep ama ben bakarken o başka bir yere baktı, ben baktığımda ise başka yere, o bana bakıyordu. Gözleri çok güzeldi… Kendimi zor tutuyordum ona sarılıp öpmemek için. Koca bebeğim... Sonra kalktık baya konuşmuştuk. Onunla azda olsa vakit geçirmek bile bana yetmişti sadece ikimiz… Ben eve giderken doğal olarak moralim bozuktu, her ne kadar onun yanında moralim iyi gibi görünse de.. Üzgündüm… Teoman’dan Aşk Kırıntılarını eve gidene kadar dinledim. Bugünün sonunda geriye sadece Aşk Kırıntıları kalmıştı…
Not: Cumartesi 24 Ekim